Connecticut'ta Tarihe Geçen, Türkün İşlediği Cinayet

Tarih 1998, yer Amerika Birleşik Devletleri'nin Connecticut eyaleti. Bir masöz, mesai saatleri içinde kayboldu ve bu kayboluşun perde arkasından bir Türk vatandaşı çıktı: Tevfik Sivri. Pek çoğunuzun duymadığı bir vaka bu! Tevfik Sivri ve Carla Almeida vakası.

Connecticut'ta Tarihe Geçen, Türkün İşlediği Cinayet
01 Mart 2023 - 17:14

Carla Almeida 22 Nisan 1965 tarihinde ABD'nin Connecticut eyaletinde doğdu. Burada üç yıllık erkek arkadaşı Gerard ve bir yaşındaki oğlu Chase ile birlikte yaşıyordu. Carla, ailesine yakın biri olarak tanınıyordu. Hem iyi bir evlat hem de sevgi dolu bir anneydi.

1988 yılında Carla Almeida, Connecticut'ta bir masaj salonunda masöz olarak çalışıyordu. Bu masaj salonu iki şekilde hizmet veriyordu. Müşterilerine ya otelde ya da kendi evlerinde masaj yapıyorlardı.

Eğer hizmet otelde verilecekse, randevu sistemiyle otelde yer ayırtılıyor ve müşteri, saati geldiğinde otelde hizmetini alıyordu. Ancak masözler müşterinin evine gidecekse bazı güvenlik prosedürleri devreye giriyordu.

Evinde masaj isteyen müşteri masaj salonuna adını, soyadını, telefon numarasını ve adresini bildirmek durumundaydı. Adrese ulaşan masöz ise müşterinin kimliğini randevu kaydı ile karşılaştırıyor ve salonu arayarak bilgileri doğruluyordu. İşlem bitip evi terkeden masöz yine salonu arayarak randevunun tamamlandığını bildiriyordu. Böylece çalışanlar güvenli bir şekilde işlerini yapabiliyorlardı.

18 Nisan 1988, Carla Almeida için sıradan bir gün olarak başlamıştı. Carla, erkek arkadaşı ve oğlunu da yanına alarak kendi aracıyla evden ayrıldı. Önce 1 yaşındaki oğlunu teyzesine bıraktı. Çift, haftaiçi çalışırken, çocuklarına kızkardeşi bakıyordu. Carla daha sonra erkek arkadaşını da çalıştığı yere bıraktı. Ardından masaj salonunun hizmet verdiği otele geçti.

Günün ilerleyen saatlerinde masaj salonuna bir telefon geldi. Bir erkek müşteri kendi evinde masaj talep ediyordu. Bu kişi Tevfik Sivri idi. Kendisi ABD'de boyacılık yapan bir Türktü. Salon, bu iş için Carla'yı görevlendirdi. Randevu, saat 15.30'da idi ve 1 saat sürecekti. Böylece saat 17.00'de erkek arkadaşını işten alabilecek sonra oğlunu da alarak eve dönebilecekti.

Carla, Sivri'nin Trumbull'daki evine vaktinde geldi. Saat 15.40 sıralarında Tevfik Sivri'nin evinden salonu arayarak müşterinin kimlik bilgilerini doğruladı ve sorun olmadığını söyledi. Her zamanki gibi salon, bu görüşmeyi kayıt altına aldı ve çıkışta kendilerine haber vermesini istedi.

Ancak 1 saat geçmesine rağmen Carla'dan herhangi bir telefon gelmemişti. Salon yetkilileri biraz daha bekledikten sonra yine haber gelmeyince müşteri Tevfik Sivri'nin evini aradılar ancak açan olmadı. Carla, erkek arkadaşını da saat 17.00'de işten almaya gitmemişti. Gerard, Carla'nın önce oğlunu almış olabileceğini düşünerek teyzesini aradı ancak Carla oraya da gitmemişti. Carla Almeida son derece programlı biriydi ve bu hiç onun yapacağı türden bir hareket değildi. Ortada normal olmayan bir şeyler vardı.

Saatler 17.30'u gösterdiğinde Carla'dan hala haber alınamayınca, salon yetkilileri durumu polise bildirdi. Tevfik'in evine giden polise kapıyı beraber yaşadığı kız kardeşi açtı. Aynı zamanda Tevfik'in ağabeyi Adnan da evdeydi. Durumu açıklayan polise iki kardeş Tevfik'in evde olmadığını söyledi ve polisin eve girmesine izin vermedi. Arama emri bulunmayan polisler de mecburen geri döndüler ve ayrıca Tevfik Sivri'nin aracının otoparkta olmadığını da rapor ettiler. Carla'nın aracı da orada değildi.

Polis, Carla'nın evi terkettiğini düşündü ve evin önünde Tevfik'i beklemeye başladı. Bu sırada Bridgeport yakınlarında devriye gezen bir ekip, Carla'nın Volkswagen marka minibüsünü terkedilmiş halde buldu. Aracın kapılarının tamamı açıktı. Memurlar, kayıp olayından haberleri olmadığı için aracı polis otoparkına çektirdiler.

Bir süre sonra Tevfik Sivri annesiyle birlikte kendi aracıyla evine geldi. Onu dışarıda polis memurları karşıladı ve Carla'nın kayıp olduğunu söylediler. Tevfik, kadının kendisine geldiğini doğruladı ve randevudan sonra ayrıldığını söyledi. Polis, Carla'yı en son gören kişi Tevfik olduğu için onu alıp polis merkezine götürdü. Tevfik de hiç tereddütsüz kabul etti. Sorgusunda da aynı şeyleri söyledi. Fakat evinin ve otomobilinin aranmasını ise kabul etmedi. Ellerinde kanıt olmayan polisler, Tevfik'i serbest bıraktılar.

Onu tanıyanların söylediğine göre, Tevfik Sivri çok konuşkan biri değildi. Çok fazla arkadaşı da yoktu. İş arkadaşları onun kendileriyle öğle yemeği yemediğini ve hiç sohbet etmediğini söylemişlerdi. Tevfik Sivri ayrıca 8 yıl önce bir cinayet davasında yargılanmış ancak suçsuz bulunup serbest bırakılmıştı. Yani bu sessiz adam çok da tekin biri değil gibiydi.

Savcılığa başvuran polisler, Tevfik'in eski davasını da öne sürerek evi ve aracı için arama emri çıkardılar. Ancak Tevfik ve aracı ortadan kaybolmuştu. Birlikte yaşadığı ailesi de yardımcı olmamıştı. Polis bunun üzerine Tevfik'in işyerini aradı. Patronu, kişisel işleri için izin aldığını ve birkaç gün sonra döneceğini söyledi.

Evi arayan polisler, önce bir şey bulamadı. Daha sonra evin bodrumundan çok yoğun temizlik malzemesi kokusu alınca inceleme sonucunda duvarlara sıçramış birkaç parça kan lekesi tespit ettiler. Yerdeki halıda ise hiçbir şey yoktu. Ancak o yıllarda adli tıp, polis departmanı için çok yeni bir birim olduğundan tecrübe yetersizdi.

Bunun üzerine New Haven Üniversitesi Adli Tıp Bölümü'nde görev alan tecrübeli bir doktordan destek istediler. O doktor olay yerini incelediğinde polisin gözden kaçırdığı bazı detaylar yakaladı. Bodrum katı şüphe uyandıracak kadar temizdi. Ayrıca halı ıslaktı. Yıkanmış gibiydi.

Araştırma ekibi halının üst kısmını soyduğunda çok yüksek oranda kanın halının içine işlediğini gördü. Kan  o kadar fazlaydı ki, bu kadar kan kaybeden birinin hayatta kalması mümkün değildi. Kanın Carla'ya ait olup olmadığını tespit etmek ise mümkün değildi, çünkü ortada bir ceset yoktu.

Bir süre sonra Tevfik'in Mitsubishi marka aracı bir sokakta bulundu. Plakaları sökülmüş olan aracın şase numarasından aracın Tevfik'e ait olduğu tespit edildi. Araç incelemeye alındı ve aracın alt bölümünde bir delik bulundu. Bu bir mermi deliğiydi. İşler iyice karışmıştı. Bodrumda kanlı bir halı varsa buradaki mermi deliği neyin nesiydi?

İlk akla gelen teoride, Tevfik, Carla'yı bodrumda öldürmüş, sonra cesedi bagaja taşımış, sonra da su ve temizlik malzemeleriyle bagajı temizlemişti. Suyu boşaltmak için de bagajın zeminine ateş edip açılan delikten suyu tahliye etmişti. Bagajda ayrıca kan lekeleri bulundu ve bu lekeler halıdakiyle eşleşti. Bu da teorinin doğru olabileceğini akıllara getirdi.

Her iki kan da test edildiğinde '0' grubu olduğu tespit edildi ki bu da Carla'nın kan grubuydu. Fakat hala Carla'nın kanı olup olmadığı doğrulanamıyordu. O sebeple o dönem yeni kullanılmaya başlanan DNA teknolojisini doktor gündeme getirdi.

Carla ortada olmasa da ailesinden alınacak numune ile DNA testi yapılabilirdi. 1988 yılı için bu, devrim yaratacak bir durumdu. Ebeveynlerden alınan kan örnekleri laboratuvarda karşılaştırıldı. Halı ve bagajdaki kan ile Carla'nın ebeveynlerinin kan örnekleri büyük ölçüde eşleşmişti.

Dönemin gazeteleri, ceset olmadan bir cinayetin çözüldüğünü yazdılar. Mahkeme de DNA analiz raporunu delil olarak kabul etti. Ancak hala ne ceset bulunmuştu ne de şüpheli. Araştırmalarını yoğunlaştıran dedektifler, Tevfik'in önce Kanada'ya, sonra İngiltere'ye ve oradan da Türkiye'ye geçtiğini tespit ettiler.

Türk yetkililerle görüşen dedektifler net bir sonuç alamadılar. Aradan aylar geçti ve polis, sonunda New York'tan bir ihbar aldı. Dedektifler, Tevfik'in başka bir kimlik altında bir restoranda bulaşıkçı olarak çalıştığını tespit ettiler. Mart 1989'da Tevfik Sivri iş yerinde yakalanarak tutuklandı.

Nisan 1989'da yargılanması talep edildi. Yargıç, eldeki delillerin Tevfik Sivri'nin Carla Almeida'yı öldürdüğünü ispata yeterli olduğuna karar verdi. Tevfik ise suçsuz olduğunu iddia etti ve jüri önünde yargılanmayı talep etti.

Sonunda Ocak 1992'de yani olaydan yaklaşık 4 yıl sonra Tevfik Sivri'nin mahkemesi başladı. Ancak ortada hala bir ceset yoktu. 21 Ocak 1992 günü jüri 7 saat süren değerlendirmenin ardından Tevfik Sivri'yi birinci derece cinayetten suçlu buldu. Ancak savunma tarafı buna itiraz etti. Hem ortada bir ceset yoktu hem de birinci derece cinayet hükmü verilebilmesi için cinayetin planlanmış olması gerekiyordu. Bu sebeple yargıç, kesinleşmiş kararı ileri bir tarihe erteledi. Sivri'nin tutukluluk hali devam edecekti.

6 ay sonra yaşanacak şok bir gelişme ise tüm mahkeme sürecini etkiledi! 28 Temmuz 1992 tarihinde polis, New Haven'a 40 dakika uzaklıktaki Monroe şehrinden bir arama aldı. Telefondaki kişi, ev arazisinin arkasındaki ormanlık alanda üzüm asmalarını keserken bir insan kafatasına rastladığını bildirdi.

Buraya gelen araştırma ekibi çürümüş başka insan kalıntıları da buldu. İncelemeler neticesinde diş kayıtlarından cesedin Carla Almeida'ya ait olduğu anlaşıldı. Otopside kadının başından ateşli bir silah ile vurularak öldürüldüğü belirlendi. Ceset ileri derecede çürüdüğü için cinsel saldırıya uğrayıp uğramadığı ise tespit edilemedi.

Haziran 1995'te Tevfik Sivri'nin yeniden yargılanma süreci başladı. Jüri, 27 Haziran'da eldeki kanıtlar eşliğinde 4,5 saatlik görüşmenin ardından Tevfik Sivri'yi cinayetten suçlu buldu. Cinayet silahı bulunamasa da Sivri'nin kardeşinin bir silah koleksiyonunun olması, jüri için yeterliydi.

Tevfik Sivri, şartlı tahliye kararıyla 60 yıl hapis cezası aldı. Bu karar 1997 ve 2004 yıllarındaki itirazlarda yeniden onandı. Şartlı tahliye duruşmasına 2033 yılında çıkacak olan Tevfik Sivri, Carla Almeida'yı neden öldürdüğünü hiçbir zaman anlatmadı.

Bu vaka, Connecticut eyaletinde DNA ile çözülen ilk dava olarak tarihe geçti.

KAYNAK: Cem'den Dinle

YORUMLAR

  • 0 Yorum

https://www.alexa.com/siteinfo/abdpost.com