İbrahim Kurtuluş: "ABD, Türkiye ile İş Birliğini Engellerse Kendi Ekonomisine Zarar Verir"

Washington’daki lobi baskısı, ABD’nin savunma sanayiini ve istihdamını vuruıyor! Türk aktivist İbrahim Kurtuluş, Türkiye ile iş birliğini engelleyen siyasi bariyerlerin üretim ve yatırımı neden Kanada gibi stratejik ortaklara kaptırdığını çarpıcı verilerle analiz etti: 'Yatırım erişimi, istihdam da üretimi takip eder'

İbrahim Kurtuluş: "ABD, Türkiye ile İş Birliğini Engellerse Kendi Ekonomisine Zarar Verir"
05 Mart 2026 - 00:40

ABD’de savunma sanayi politikalarının siyasi baskılarla şekillenmesi, yalnızca diplomatik dengeleri değil, üretim zincirlerini ve istihdamı da etkiliyor. İbrahim Kurtuluş’un kaleme aldığı değerlendirmeye göre, Washington’da özellikle Yunan ve Ermeni lobilerinin etkisiyle Türkiye ile savunma alanındaki iş birliklerine mesafeli yaklaşılması, uzun vadede ABD’nin ekonomik çıkarlarına zarar verebilir.

Kanada, Türkiye’yi Güvenilir Ortak Olarak Görüyor

Kurtuluş, yıllardır kamuoyunda yeterince yer bulmayan bir gerçeğe dikkat çekiyor: Kanada, Türkiye’yi yalnızca NATO içindeki bir müttefik olarak değil, aynı zamanda güvenilir ve yetkin bir üretim ortağı olarak konumlandırdı. Mühendislik ekipleri arasında kurulan teknik iş birliği, siyasi söylemlerin ötesine geçerek somut üretim ve ortak geliştirme projelerine dönüştü.

Bu çerçevede, Kanada merkezli L3Harris Wescam ile Turkish Aerospace Industries arasında gelişen ortaklık dikkat çekiyor. Yaklaşık on yıl boyunca mühendislik ekiplerinin birlikte çalışmasıyla şekillenen bu ilişki, klasik alıcı-satıcı modelinin ötesine geçerek ortak üretim ve entegrasyon temelli bir iş birliği modeli ortaya koydu. Kanada tarafı genişleyen İHA pazarında istikrarlı talep elde ederken, Türk mühendisler de sensör entegrasyonu ve üretim sürekliliği açısından güvenilir bir zemin kazandı.

Ottawa açısından bu iş birliği yalnızca ihracat anlamına gelmiyordu. Ortak geliştirme projeleri; yurtiçinde mühendislik istihdamı, montaj kapasitesi ve küresel havacılık pazarında daha güçlü bir konum anlamına geliyordu. Sanayi üzerinden kurulan bu model, bağımlılık değil, üretim yoluyla egemenlik sağladı.

Buna karşın Washington’da benzer iş birlikleri çoğu zaman jeopolitik risk olarak çerçevelendi. Özellikle Kongre’de Türkiye karşıtı tutumlarıyla bilinen isimler arasında yer alan Nicole Malliotakis gibi figürlerin de etkisiyle çeşitli kısıtlama çağrıları gündeme geldi. Kurtuluş’a göre bu tür baskılar, üretimin ve yatırımın başka ülkelere kaymasına zemin hazırlıyor. “Yatırım erişimi takip eder, istihdam da üretimi,” değerlendirmesinde bulunuyor.

Kanada’dan Stratejik Adım

2020’lerin ortasına gelindiğinde Kanada’nın yaklaşımı daha net hale geldi. Başbakan Mark Carney’nin Türkiye’yi değerli bir sanayi ortağı olarak tanımlaması, savunma çevrelerinde pratik tecrübeye dayanan bir yaklaşımın yansıması olarak yorumlandı. Aynı dönemde Kanada, ABD merkezli savunma devleri olan Lockheed Martin ve Bell Textron’a olan bağımlılığını gözden geçirerek tedarikçi çeşitlendirmesini stratejik politika haline getirdi.

Uzmanlara göre benzer fırsatlar ABD için de geçerli. Türkiye ile daha derin üretim temelli iş birlikleri; ittifak içi tedarik zincirlerini güçlendirebilir, üretim kapasitesini artırabilir ve rakip ülkelere olan bağımlılığı azaltabilir. Nitekim Kanada-Türkiye modeli, Ukrayna’nın savunmasında kullanılan sistemlere katkı sağlayarak esnek ortaklıkların sahadaki etkisini de ortaya koydu.

Kurtuluş’un değerlendirmesi net: İttifaklar yalnızca diplomatik söylemlerle değil, ortak üretim hatları ve paylaşılan mühendislik birikimiyle kalıcı hale gelir. Eğer sanayi politikası siyasi baskıların gölgesinde şekillenirse, ABD; istihdamı, inovasyonu ve küresel etkisini üretmeye odaklanan ortaklarına kaptırma riskiyle karşı karşıya kalabilir.

YORUMLAR

  • 0 Yorum

https://www.alexa.com/siteinfo/abdpost.com