ABD'de Polis Şiddeti Cezasız Kaldı

ABD Yüksek Mahkemesi, pasif direniş gösteren protestoculara sert müdahalede bulunan polislerin 'nitelikli dokunulmazlık' kapsamında yargılanamayacağına hükmetti. Karar, ABD hukuk sisteminde polisin yetki sınırlarını ve bireysel hak arama yollarını daraltan tarihi bir geri dönüş olarak nitelendiriliyor.

ABD Yüksek Mahkemesi’nden tartışmalı karar: Protestoya müdahale eden polise dava yolu kapandı

ABD’de polis şiddeti ve “nitelikli dokunulmazlık” tartışmalarını yeniden alevlendiren önemli bir karara imza atıldı. ABD Yüksek Mahkemesi, bir protestocunun aşırı güç kullandığını iddia ettiği polis memuruna dava açamayacağına hükmetti.

Mahkeme, 6’ya karşı 3 oyla aldığı kararda, “qualified immunity” (nitelikli dokunulmazlık) doktrininin polis memurunu koruduğunu belirtti. Bu doktrin, kamu görevlilerinin yalnızca “açıkça belirlenmiş” bir hakkı ihlal etmeleri durumunda kişisel olarak sorumlu tutulmalarına izin veriyor.

Olay 2015’teki protestoya dayanıyor

Dava, 2015 yılında Vermont Eyalet Meclisi’nde düzenlenen bir oturma eylemine katılan Shela Linton’un gözaltına alınması sırasında yaşananlara dayanıyor. Polis memuru Jacob Zorn, dağılmayı reddeden Linton’u kaldırmak için kolunu arkaya bükerek “ağrıya dayalı kontrol tekniği” uyguladı.

Linton ise bu müdahalenin aşırı güç içerdiğini savunarak dava açtı. Protestocu, olay sonrası kol ve omuzunda kalıcı hasar oluştuğunu ve psikolojik sorunlar yaşadığını ileri sürdü.

Alt mahkemeler farklı karar verdi

İlk incelemeyi yapan mahkeme, olayın gerçekleştiği tarihte bu tür bir müdahalenin açıkça hak ihlali sayılmadığı gerekçesiyle polis memurunun dokunulmazlıktan yararlanabileceğine hükmetti.

Ancak ABD İkinci Temyiz Mahkemesi bu kararı bozarak, pasif direniş gösteren bir protestocuya “gereksiz acı veren” müdahalenin aşırı güç sayılabileceğini belirtti.

Yüksek Mahkeme’den geri dönüş

Yüksek Mahkeme ise temyiz mahkemesinin bu yaklaşımını kabul etmedi. Kararda, polis memurunun protestocuyu defalarca uyardığına dikkat çekilerek, benzer koşullarda bu müdahalenin açıkça anayasa ihlali sayıldığını gösteren bir emsal bulunmadığı vurgulandı.

Mahkeme ayrıca daha önceki bir davanın bu tür bir tekniği yasaklamadığını, aksine dolaylı olarak izin verdiğini belirtti.

Muhalefetten sert tepki

Karara en sert tepkiyi ise Sonia Sotomayor gösterdi. Sotomayor’a, Elena Kagan ve Ketanji Brown Jackson da katıldı. Sotomayor karşı oy yazısında, çoğunluğun kararının polisler için “fiilen sınırsız bir koruma kalkanı” yarattığını savundu. Bu yaklaşımın, polise “şiddet içermeyen bir protestocuya gereksiz acı çektirme izni verdiğini” ifade etti.

Tartışmalar yeniden alevlenecek

Karar, özellikle son yıllarda ABD’de sıkça eleştirilen nitelikli dokunulmazlık uygulamasını yeniden gündeme taşıdı. Sivil özgürlük savunucuları, bu doktrinin kamu görevlilerinin hatalı veya aşırı güç kullanımında hesap vermesini zorlaştırdığını savunuyor.

Yüksek Mahkeme’nin bu son kararıyla birlikte, polis müdahalelerinde sınırların nerede çizileceği ve bireylerin hak arama yollarının ne ölçüde açık olduğu tartışmasının daha da büyümesi bekleniyor.